Türk savunma sanayisinin taç projesi Millî Muharip Uçak KAAN, gökyüzüyle buluştuğu ilk andan itibaren küresel havacılık arenasında kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı. Türkiye’nin S-400 krizi sonrası çıkarıldığı F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) programının ardından kendi kaderini çizdiği bu yolculukta, en çok tartışılan ve projenin geleceğini tayin eden ana unsur şüphesiz “motor” teknolojisi.
- 1. İki Farklı Doktrin: KAAN (Hava Hakimiyeti) vs F-35 (Çok Görevli Saldırı)
- 2. Sıcak Gelişme: ABD’den Tarihi 700 Milyon Dolarlık F110 Bildirimi
- 3. F110 Motorunun Anatomisi ve Neden KAAN?
- 4. Tam Bağımsızlık Yolculuğu: Yerli Motor TF35000 ve Alt Sistemler
- Teknohaber Görüşü: “Motor Onayı Zafer Değil, Yerli Motor İçin Zaman Kazanımıdır”
Haziran 2026 itibarıyla ABD yönetiminden gelen tarihi F110 motor satışı onayı, gözleri yeniden KAAN’ın takvimine ve F-35 ile olan yapısal farklarına çevirdi. Teknohaber olarak hava kuvvetlerinin geleceğini şekillendirecek motor savaşlarını, yerli motor projelerini ve iki uçağın felsefi ayrımını masaya yatırıyoruz.
1. İki Farklı Doktrin: KAAN (Hava Hakimiyeti) vs F-35 (Çok Görevli Saldırı)
KAAN ile F-35’i doğrudan karşılaştırmak, aslında elma ile armutu kıyaslamak gibidir. Çünkü iki uçak tamamen farklı askeri doktrinlere göre tasarlanmıştır:
- F-35 Lightning II: Tek motorlu, ağ merkezli harp yeteneği zirvede olan, düşman radarlarına yakalanmadan derin bombardıman ve istihbarat görevleri icra etmek üzere optimize edilmiş bir “saldırı (strike)” uçağıdır. Hava-hava muharebesinde itki gücü ve saf hız yerine, gelişmiş sensör füzyonunu kullanarak düşmanı görmeden yok etmeyi hedefler.
- Milli Muharip Uçak KAAN: Çift motorlu, yüksek manevra kabiliyetine sahip, F-22 Raptor çizgisinde bir “Hava Hakimiyeti (Air Superiority)” savaş uçağıdır. KAAN, F-35’e kıyasla daha uzun menzile, daha yüksek servis tavanına ($55.000\text{ feet}$) ve çift motorun getirdiği muazzam bir itki/hız avantajına ($1.8\text{ Mach}$ azami hız) sahiptir. Ana amacı, dost hava sahasını korumak ve düşman jetlerini gökyüzünden silmektir.
2. Sıcak Gelişme: ABD’den Tarihi 700 Milyon Dolarlık F110 Bildirimi
KAAN’ın en büyük bağımlılık noktası, ilk prototiplerde ve ilk üretim bloklarında kullanılacak olan ABD menşeli General Electric F110-GE-129 turbofan motorlarıydı. Uzun süredir kongre onayına takılan ve Türkiye’nin teslimat takvimini tehdit eden bu kriz, Haziran 2026’nın son günlerinde resmen aşıldı.
Trump yönetimi, Ankara’da düzenlenecek kritik NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’ye onlarca F110 motorunun satışını içeren 705 milyon dolarlık dev paketi ABD Kongresi’ne resmen bildirdi. 15 günlük yasal itiraz sürecinin ardından yürürlüğe girmesi beklenen bu karar, KAAN’ın seri üretim bandı için adeta can suyu oldu.
TUSAŞ’ın güncel takvimine göre; tedarik edilecek bu hazır motorlar, 2029 yılına sarkması beklenen ilk teslimatlarda Blok 10 ve Blok 20 konfigürasyonundaki ilk 20 ila 40 adet KAAN uçağına güç verecek. Böylece uçağın gövde, aviyonik ve AESA radar testleri motor tedariki krizi yaşanmadan güvenle tamamlanabilecek.
3. F110 Motorunun Anatomisi ve Neden KAAN?
General Electric F110, F-16 ve F-15EX gibi efsanevi uçaklarda kendini milyarlarca uçuş saatiyle kanıtlamış, dünyanın en güvenilir askeri turbofan motorlarından biridir.
KAAN’ın arkasında bu motordan iki adet bulunuyor. Çift motor tasarımı uçağa şu kritik avantajları sağlıyor:
- Beka Kabiliyeti: Muharebe esnasında motorlardan biri vurulsa veya arızalansa dahi, KAAN ikinci motorla üsse geri dönebilir. (Tek motorlu F-35’te bu şans yoktur).
- Süperseyir (Supercruise): F110 motorlarının sağladığı toplamda yaklaşık $58.000\text{ lbf}$’lik art yakıcılı (afterburner) itki gücü, KAAN’ın yakıtı sömüren art yakıcıları açmadan da ses hızının üzerinde (süperseyir) uçabilmesine olanak tanıyacak.
4. Tam Bağımsızlık Yolculuğu: Yerli Motor TF35000 ve Alt Sistemler
F110 motorları ilk üretim blokları için geçici bir pansuman çözümdür. Türkiye’nin nihai hedefi, uçağın seri üretim kalbini tamamen yerlileştirmek. Bu kapsamda TRMOTOR ve Kale-Rolls Royce ortaklığıyla yürütülen TF35000 yerli motor projesinde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.
Yeni nesil askeri motorların geliştirilme süreçleri dünyada ortalama 15-20 yıl sürdüğü için, KAAN’ın yerli motorla tam entegrasyonu ve uçuş hedefi 2032 olarak belirlenmiş durumda. Yerli motor devreye girdiğinde, F110’un getirdiği ihracat ve kullanım kısıtlamaları (ITAR) tamamen çöpe atılacak.
Motoru Çevreleyen Görünmez Kahramanlar: APU-60 ve APU-40
Ana motor geliştirilirken, onu çalıştıracak alt sistemlerde de 2026 yılı itibarıyla büyük başarılar elde ediliyor. TRMOTOR tarafından geliştirilen yerli yardımcı güç ünitesi APU-60, test süreçlerini başarıyla sürdürüyor.
- Görevi: APU, devasa ana motorlar çalıştırılmadan önce devreye girerek uçağın tüm elektronik, aviyonik ve iklimlendirme sistemlerini besleyen küçük bir gaz türbinli motordur.
- Ayrıca 2026’nın ilk çeyreğinde testlerine başlanan daha kompakt APU-40 modeliyle birlikte, Türkiye uçağı harici yer ekipmanlarına ihtiyaç duymadan, en ücra pistlerde bile saniyeler içinde otonom olarak çalıştırıp havalandırabilecek kabiliyete (operasyonel esnekliğe) ulaşıyor.
Teknohaber Görüşü: “Motor Onayı Zafer Değil, Yerli Motor İçin Zaman Kazanımıdır”
Teknohaber Editör Masası:
ABD Kongresi’ne sunulan 700 milyon dolarlık F110 motor paketi, KAAN projesinin önündeki en büyük fiziki tıkanıklığı kaldırdığı için stratejik bir başarıdır. Ancak bu gelişmeyi bir “bağımlılık kutlaması” olarak görmemek gerekiyor. ABD, Türkiye’ye S-400’ler envanterde olduğu sürece F-35 vermeyeceğini net bir şekilde yasalarla korurken, KAAN için motor izni vermesi aslında jeopolitik bir dengeleme çabasıdır.
F-110 motorları KAAN’ı gökyüzünde tutacak harika makinelerdir ancak anahtarın Washington’da olduğu bir senaryo tam bağımsızlık vizyonumuza terstir. Bu yüzden savunma sanayimizin asıl enerjisini TF35000 yerli motor projesine ve TRMOTOR’un APU-60 gibi hayati alt sistemlerine harcamaya devam etmesi gerekiyor. KAAN, F-35’ten daha agresif, daha hızlı ve daha dayanıklı bir gövdeye sahip. İçine tamamen yerli ve kısıtlamasız bir “Türk Kalbi” takıldığı gün, işte o gün küresel havacılıkta gerçek bir süper güç olduğumuzu ilan edebiliriz.















