Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda yakaladığı ivme, yeni sözleşmeler ve yerli teknoloji projeleriyle daha da güçleniyor. Bu kapsamda ASELSAN’ın Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile imzaladığı yüksek bütçeli anlaşmalar, yalnızca şirketin büyümesine değil, Türkiye’nin hava savunma kabiliyetlerinin gelişimine de önemli katkılar sunuyor. Son dönemde açıklanan sözleşmeler arasında hava savunma sistemleri, radar teknolojileri, kamu güvenliği haberleşmesi, uydu sistemleri ve yapay zekâ destekli güvenlik altyapıları öne çıkıyor.

Bu yatırımların merkezinde ise kamuoyunda büyük ilgi gören “Çelik Kubbe” konsepti bulunuyor. Uzmanlar, Çelik Kubbe’nin Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma mimarisini oluşturacak en önemli projelerden biri olduğunu değerlendiriyor.
ASELSAN Neden Bu Kadar Kritik Bir Şirket?
ASELSAN, 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı tarafından kuruldu. Günümüzde radar sistemlerinden elektronik harbe, haberleşme altyapılarından elektro-optik sistemlere kadar yüzlerce yüksek teknoloji ürünü geliştiriyor.
Şirket son yıllarda sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da dikkatini çeken savunma teknolojileri geliştiriyor. Özellikle yerli radarlar, elektronik harp sistemleri, hava savunma çözümleri ve insansız sistemlere yönelik teknolojiler ASELSAN’ın küresel ölçekte rekabet gücünü artırıyor.
2025 yılında açıklanan yaklaşık 1,65 milyar avroluk hava savunma sistemi sözleşmesi, şirket tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri olarak kayıtlara geçti. Söz konusu teslimatların 2027-2031 yılları arasında gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Çelik Kubbe Nedir?
Türkiye’nin geliştirdiği Çelik Kubbe, tek bir hava savunma sistemi değil; farklı savunma katmanlarını aynı komuta-kontrol ağı altında birleştiren bütünleşik bir savunma mimarisidir.
Sistem;
- Radar ağları
- Erken ihbar sensörleri
- Yapay zekâ destekli komuta merkezleri
- Kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma sistemleri
- Elektronik harp altyapıları
- Veri füzyon merkezleri
gibi birçok unsurun birlikte çalışmasını hedefliyor.
Bu yapı sayesinde farklı tehditler aynı anda tespit edilerek en uygun savunma unsuru otomatik olarak devreye alınabilecek.
Uzmanlara göre Çelik Kubbe’nin en önemli özelliği, sadece füzelere karşı değil; İHA’lar, SİHA’lar, seyir füzeleri ve çeşitli hava tehditlerine karşı da bütünleşik koruma sağlayacak olmasıdır.

Çelik Kubbe’nin Teknolojik Bileşenleri
| Teknoloji | Görevi |
|---|---|
| AESA Radarlar | Uzun menzilli hedef tespiti |
| Yapay Zekâ Destekli Karar Sistemleri | Tehdit analizi ve önceliklendirme |
| Veri Füzyon Merkezleri | Farklı sensörlerden gelen bilgileri birleştirme |
| Elektronik Harp Sistemleri | Düşman sistemlerini karıştırma |
| Hava Savunma Füzeleri | Tehdidin etkisiz hale getirilmesi |
| Uydu Destekli Haberleşme | Kesintisiz veri aktarımı |
| Komuta Kontrol Yazılımları | Tüm sistemlerin koordinasyonu |
Bu teknolojilerin önemli bölümünde ASELSAN’ın geliştirdiği yerli çözümler kullanılıyor.
Dev Sözleşmeler Türkiye’nin Savunma Ekosistemini Nasıl Etkileyecek?
Son dönemde açıklanan sözleşmeler incelendiğinde sadece hava savunma sistemlerinin değil, aynı zamanda uydu teknolojileri, kamu güvenliği haberleşmesi ve yapay zekâ destekli güvenlik altyapılarının da ön plana çıktığı görülüyor.
Son Dönemde Açıklanan Büyük ASELSAN Sözleşmeleri
| Tarih | Proje Alanı | Tutar |
|---|---|---|
| Eylül 2025 | Hava Savunma Sistemleri | 1,65 Milyar Avro |
| Mayıs 2026 | Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği Sistemleri | 470 Milyon Dolar |
| Haziran 2026 | Kamu Güvenliği Haberleşme ve Uydu Sistemleri | 845 Milyon Dolar |
| Haziran 2026 | Radar ve Haberleşme Sistemleri | 271 Milyon Dolar |
| Mart 2026 | Güdüm Sistemleri ve Elektro-Optik Sistemler | 166 Milyon Dolar |
Bu rakamlar, Türkiye’nin savunma teknolojilerine yaptığı yatırımın büyüklüğünü ortaya koyarken aynı zamanda yerli üretim kapasitesinin de genişlediğini gösteriyor.

Ekonomiye ve Teknoloji Sektörüne Etkileri
Savunma projelerinin etkisi yalnızca askeri alanda hissedilmiyor. ASELSAN gibi şirketlerin yürüttüğü yüksek teknoloji projeleri;
- Yazılım sektörünü büyütüyor,
- Yapay zekâ çalışmalarını hızlandırıyor,
- Mikroelektronik üretimini destekliyor,
- Üniversite-sanayi iş birliklerini artırıyor,
- Nitelikli mühendis istihdamı oluşturuyor,
- İhracat gelirlerini yükseltiyor.
Özellikle radar teknolojileri, haberleşme sistemleri ve yapay zekâ uygulamalarında geliştirilen çözümler zamanla sivil sektörlerde de kullanılabiliyor. Bu durum savunma yatırımlarının teknoloji transferi yoluyla ülke ekonomisine daha geniş katkı sağlamasına olanak tanıyor.
Türkiye’nin Geleceğinde Çelik Kubbe’nin Yeri
Çelik Kubbe, yalnızca bir hava savunma projesi olarak değil, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretim kapasitesinin sembollerinden biri olarak görülüyor. Yerli radarlar, yapay zekâ destekli karar sistemleri, elektronik harp çözümleri ve gelişmiş haberleşme altyapılarıyla oluşturulan bu ekosistem, Türkiye’nin savunma alanındaki bağımsızlığını artırmayı hedefliyor.

ASELSAN’ın son yıllarda imzaladığı milyarlarca dolarlık ve milyarlarca avroluk sözleşmeler, bu hedefe ulaşma yolunda önemli kilometre taşları olarak değerlendiriliyor. Özellikle Çelik Kubbe’nin tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte Türkiye’nin çok katmanlı hava savunma yeteneklerinde önemli bir sıçrama yaşanması bekleniyor.
Savunma teknolojilerinde yerlilik oranının yükselmesi, yüksek katma değerli üretimin artması ve teknoloji ihracatının güçlenmesi açısından bakıldığında, ASELSAN’ın yürüttüğü projeler yalnızca bugünün değil, önümüzdeki on yılların da stratejik yatırımları arasında gösteriliyor. Türkiye’nin teknoloji odaklı dönüşümünde Çelik Kubbe ve ASELSAN’ın rolünün daha da büyümesi bekleniyor.
















